ilişkinizi sürdürmekte zorlanıyorsanız online terapiye başvurun

İlişki İçinde Kalabilmenin 6 Anahtarı

 

İlişkiler dünyasında, çoğu samimi olsa da uzun süreli bağlanma bir türlü olmamaktadır. Bu duruma farklı nedenler yol açar: Bazı çiftler, birbirlerine olan bağlılıklarını sona erdiren zorlukların üstesinden gelemezler. Bazıları erken vazgeçerler, zaten sorunlu olan bir şeyle zaman kaybetmek istemezler; enerjilerini herhangi bir yere gitmeyecek gibi görünen bir ilişkiye vermek istemezler. İlişki kurmaya kararlı olan kişiler ise, çabalarının bir gün başarılı olacağını ümit ederek acı sona doğru ilerlerler.

Bu usanmış ilişki arayıcılarının çoğu, neyi yanlış yaptıklarını anlamak için terapiye başlarlar. Onlara göre, ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar ve hala işin sonunda bir ilişki kuramıyorlar. Bazı çiftlerin aynı durumla karşı karşıya olduklarını, ancak yine de birlikte kalabildiklerini de biliyorlar. Bu sebeple, bu insanların sevgisini canlı tutmak için neyi farklı yaptıklarını bilmek istiyorlar. Onlar sihirli bir şekilde doğru insanı bulmuş olan şanslı insanlar mıdır yoksa ne olursa olsun ilişkilerini yürütmenin yolunu mu buluyorlar? Ve eğer başarıyorlarsa, başarı formülleri nedir?

 

online psikologlar kişinin problemleriyle yüzleşmesi için çabalar

 

Bir terapist olarak uzun zaman çiftlerle terapi yaptıktan sonra, evet, birlikte kalan çiftlerin bazı açılardan farklı olduklarını söylemek zorundayım. Aynı sorunlarla karşı karşıya kalsalar da ayrılmayan çiftler, sorunlarına ilişkilerine zarar vermeyen benzersiz yollarla yaklaşırlar.

“Aşık kalan” çiftlerin her birinin kendi tarzı vardır, ama aynı zamanda ortak bir sürü de yanları vardır.  Aşağıdaki 6 özellik en göze çarpan ortak yanlar. Bu 6 anahtarın, kendi başarılı yollarını bulmak için başkalarına ilham vereceklerini umuyorum:

1- Problemlerini çözme şekilleri

Her çift tartışır. Yeterince dürüst ve hakiki olsalar, her şeyde uyumlu olamayacaklarını zaten kabul ederler. Görüş farklılıklarının bir ilişkiye ilgi ve entrika katabileceğini biliyorlar – eğer bu anlaşmazlıkları başarıyla çözebilirlerse. Çözülmemiş tekrarlanan uyuşmazlıkların ilişkiyi tehdit edebileceğini ve bu süreçte kaybedilenlerin geri kazanılmasını zor olduğunu da biliyorlar.

“Aşık kalan” çiftler bir tartışma sonrasında, durumu çözmeye ve mümkün olan en kısa sürede telafi etmeye çalışırlar. Kazanmaya ihtiyaç duymak yerine neden anlaşamadıklarını ve bu sürecin nasıl daha iyi yönetilebileceğini anlamak isterler. Yargılamak onlar için bir mesele değildir – soruşturma ve öğrenme vardır. Acılı ya da kızgın olsalar bile, partnerlerini dinleyip, desteklemek isterler.

 


Konusunda uzman psikologlarımızdan randevu alın

TELE Terapi RandevusuWEB Terapi Randevusu

 

2- Suçlu aramamak

Bir tartışma sırasında, çoğu kişi partnerini suçlar. Güçlü duyguların ortasında kişinin tartışma içindeki rolüne bakması zordur. Hatta suçluluk duymamak veya dürüst hissetmek için bazı insanlar tartışmayı bu şekilde kazanmayı umarak diğerini kötü kişi haline getirmeye çalışırlar. Çoğu kişi kendini kötü hissettiğinde yola gelir ve bu yüzden karşı tarafı suçlamak bazen başarıyla sonuçlanır.

Suçlamaktaki sorun, uzun vadede işe yaramamasıdır. Her hikayede her zaman iki taraf vardır ve gerçeği görmenin birden fazla yolu vardır. Karşıt düşünceler olsa dahi, her partner, duyulmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Partner problemi çözmek için “suçlama” yaptığında, diğer partneri savunmasızlık, öfke veya vazgeçme durumuna itebilir ve onun sevgisini yaşatma potansiyelini tehlikeye atabilir.

“Aşık kalan” çiftler, özellikle eşlerinden farklı düşündükleri durumlarda eşlerinin görüşlerine saygı göstermeleri ve onları onurlandırmaları gerektiğini bilirler. Her ikisine de uyan bir doğru bulmak için çabalarlar. Bu her zaman hemfikir olacakları anlamına gelmez, ancak her bağlanmanın ve her kopukluğun ikisinin de sorumluluğunda olması gerektiğini biliyorlar. Bu “biz bunu birbirimize yapıyoruz” durumudur, asla “Bu senin suçun, çünkü buradaki sorun sensin” durumu değil.

3- Bağlanma isteğine verilen tepki

Her kaliteli ilişkinin en önemli kısmı, özellikle de zor duygusal sorunlarla baş etmeye çalıştıklarında, iki ortağın da birbirlerinin duygularına ve düşüncelerine saygı göstermeyi kabul edebilme yeteneğidir.

Birçok çift, ilişkileri yeni olduğundan otomatik olarak bu şekilde davranır, ancak ilişkileri olgunlaştıkça sürekli karşı taraftan gelen bağlanma talepleri yüzünden rahatsız hissetmekte ve artık hemen elde edilebilir olmak istememektedirler. Partnerinin arzularını ve isteklerini hızlıca reddetmeye çalışırken, derin sorgulamalara zaman ayırmadan durumu “düzeltmeye” çalışırlar. Ya da belki de meşgul bir partner, diğerinin aşırı duygularını etkisiz hale getirmek için bu duyguları önemsememeye başlar. Rahatsız olmuş bir partner ise her şeyle alay ederek (sarkastik) cevap verebilir ya da kendini geri çekebilir.

Aşık kalan çiftlerde ise, herhangi bir sebepten bağlanmak isteyen partner diğeri tarafından görmezden gelinmez. Dikkatleri dağılmış veya meşgul olsalar bile, neye ihtiyaçları olduğunu anlamak için birbirlerine zaman ayırırlar ve neyi nasıl ele almaları gerektiğine birlikte karar verirler. Bu durum o an gerçekleşemiyorsa, iki taraf da bunu ne zaman çözeceklerini konusunda anlaşma yaparlar. Ve bir partner diğerini bağlanma arzusundan alıkoymaz, duygularını küçümsemez veya gözardı etmez.

 

 

Online Terapi ile İlgili Ücretsiz Bilgi Almak İçin Lütfen Arayınız

0850 885 24 48

 

4- Birbirinin ebeveyni olmak

Her samimi aşk ilişkisinde, bir eşin sembolik ebeveynliği ile diğerinin sembolik çocukluğu arasında daima bir “çarpraz” etkileşim vardır. Zaman zaman bu etkileşimler olmazsa, birine bu kadar açık ve savunmasız kalabilmek olanaksızdır.

İnsanlar asla şu andaki mevcut yaşlarında değillerdir. Onlar şimdiye kadar yaşadıkları her yaştan bir bileşimdir. Bir partner çocukluğunda kalp kırıklığı yaşadıysa ve bir durum bu kalp kırıklığının bugün de ortaya çıkmasına neden olursa, eşi verici sembolik bir ebeveyn gibi davranarak bu acıyı azaltmaya ve hatta iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Bu otomatik tepkiler, bir aşk ilişkisinin ilk aşamalarında göze çarpar. Çiftler genellikle birbirlerine küçük çocuklarla konuşuyormuş gibi davranır. Birbirlerine “bebeğim” veya “tatlım” derler ve her çift birbirinin benzersiz ve dokunaklı sözlerinin ne anlama geldiğini bilir. Bu normal bir etkileşimdir.

İlişkiler olgunlaştıkça, pek çok partner bu koşulsuz verici olma halini azaltmaya başlar ve bir partner ‘çocuk’ rolüne girdiğinde diğeri artık otomatik olarak ‘ebeveyn’ olmayabilir. Ebeveyn partner bu koşulsuz verici halden çıktığında, diğer muhtaç partner kendini terk edilmiş veya reddedilmiş gibi hissedebilir. Muhtaç partner daha dikkatli davranmak gerektiğini düşünebilir ve dedikleri veya yaptıkları her şeyin otomatik olarak destekleneceğine dair güveni sarsılır. İlişkinin başında mevcut olan sembolik ebeveyn-çocuk güven bağı artık etkisini kaybetmeye başlamıştır.

‘Aşık kalan’ çiftler, bu özel bağın ölmesine asla izin verilmemesinin ne kadar önemli olduğunu kavramış durumdadırlar. Eşlerinin bazen bu garantili, konforlu ve güvenilir alana ihtiyaç duyacaklarını bilirler ve ihtiyaç anında iyi bir ebeveyn rolünü üstlenmenin önemini anlarlar. İnsanlar için zaman zaman güvensiz ve genç hissetmek doğaldır ve bu gerçekleştiğinde diğer partner ebeveyn olarak orada olmak ister.

 


Online Terapi ile İlgili Ücretsiz Bilgi Almak İçin Lütfen Arayınız

0850 885 24 48

 

5- Kontrol etme içgüdüsü ile başa çıkmak

Pek çok ilişki başarısızlıkla sonuçlanır çünkü bir partner diğerini domine etmeye çalışır veya partneri tarafından kontrol edileceğinden korkar. Birçok kişi önemsiz hissettikleri ve onlardan talep edilen her şeye boyun eğmelerinin beklendiği çocukluk tecrübelerine sahiptirler. Sıklıkla bu travma anılarını, yeniden kontrol altına alınmaktan korktukları yetişkin ilişkilerine taşırlar. Birçok partner, dönüşümlü olarak diğer partneri kendine yakınlaştırıp, sonra uzaklaştırır. Kişi, bu samimiyete ve bağlılığa kapılacağından ya da karşı tarafın onu bunu kullanarak kontrol edeceğinden korkar.

‘Aşık kalan’ partnerler, zaman zaman kontrolü hissetme ihtiyacının doğal olduğunu bilir. Partner diğer partnerin o anda ilişkideki en güçlü kişi olmasına izin verir ve saygı gösterir. Partner kendine güveni sayesinde olayı kişisel algılamaz ya da kendini savunmak için tepki vermez. Kendini duruma boyun eğmek ya da karşı tarafa cevaben o da durumu kontrol etmek zorunda hissetmez. Durumdaki bu rahat hal, bu davranışları yönlendiren şeyleri anlamalarına yardımcı olur. Durumu soğuk kanlılıkla karşılayan partner, bir gün kendisinin de kontrolde olmak isteyeceğini bilir ve bu durumda da partnerinin şu an onun yaptığı gibi saygı göstereceğini ve sakin kalacağının bilincindedir.

Bu çiftler, aynı anda her iki taraf da kontrol etmeye çalışırsa, aralarındaki bağın ne kadar çabuk bozulacağını bilirler. Böyle bir durum ortaya çıktığında, sırayla bir partner diğerinin ihtiyacı olan şeyi  ve ne hissettiğini dinler, bu esnada da sakin kalmayı araştırırlar. Her ikisi de kontrol etmek istedikleri şeyin ne olduğunu tam olarak anladıklarında, birbirlerine temel ihtiyaçlarını karşılamak için en iyi nasıl yardımcı olacaklarına karar verirler.

6- Acil durumlara verilen tepki

Yeni aşık çiftler çoğunlukla birbirlerinin öncelikleri arasındadır, bu nedenle birbirlerinin sıkıntı sinyallerine anında cevap verirler. Hayatın yükümlülükleri ağır geldiğinde ve çift normal rutinine geri döndüğünde, bu talepler artık diğer öncelikler içinde yer almaya başlar. Birinin hayatının merkezi olma halinin zamanla biraz azalmasını normal karşılasalar da, birçok partner bu gerçekleştiğinde ihmal edildiğini düşünür. Dolayısıyla partnerler daha talepkar hale gelir ya da ihmal edilmiş hissedebilirler ve gerçekten önemli olan talepler ile pek acil olmayan talepler arasındaki çizgi bulanıklaşmaya başlar.

Aşık kalan çiftler otantik, açık ve kendine güvenlidir, ancak zaman zaman da fazlasıyla birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Partnerinin, hızlı erişilebilirliğinden asla yararlanmayacağına ve bir yardım çağrısı  yapıldığında, partnerin soru veya hesap sormadan hızla bu çağrıya yanıt vereceğine emindir. Aşık kalanlar, kişisel sınırların kutsallığına inanır ve kendi bağımsızlıklarıyla gurur duyarlar. Herhangi bir kişinin sahip olabileceği en önemli niteliklerden birinin kaybettikten sonra tekrar sevebilme yeteneği olduğunu öğrenmişlerdir. Bu, bir tartışma sona erdiğinde onları affetmeye ve alçakgönüllülü davranmaya iter. Ortak hedefleri, mümkün olan en kısa sürede sıkıntıyı geride bırakmak, sorunu çözmek ve yeniden daha sıkı bağlanmaktır.

İster aynı ortamda ister farklı yerlerde olsunlar,birbirlerine olan sevginin kalplerinde her zaman yaşaması gerektiğini bilirler. Geleceğin belirsiz olduğunu ve birbirlerinden herhangi bir zamanda ayrı düşebileceklerinin bilincindedirler. Bu gerçeğin kabulü, onlara ilişkilerinin her mevcut olan anda bu ilişkiyi tekrar tekrar yaratabildikleri kadar iyi olduğunu hatırlatır.

Randi Gunther, Ph.D.
Pscyhology Today’den alıntıdır.

Konusunda uzman psikologlarımızdan randevu alın

TELE Terapi RandevusuWEB Terapi Randevusu

Idil Aksehirli