Sağlıklı ilişkiler için “Çatışmak” ya da “Çatışmamak”

 

Etrafınızla iyi ilişkiler içinde olduğunuza inanıyor musunuz?

Sizce iyi saydığınız ilişkilerinizi diğerlerinden ne ayırıyor?

İlişkinizin yaşı, görüşme sıklığınız, paylaşılanların derinliği, birbirinize benzerliğiniz, görüştüğünüzde hissettiğiniz olumlu duygular?

Depresyonda ya da kaygılı hissetmiyor olmak?

Bu kriterlerin hepsi önemli olsa da büyük bir eksik var listede. Ona ben kısaca “çatışabilmek” diyeceğim.

Uzun yıllar sürmüş olan ilişkilerinde ummadıkları krizler ve kopuşlar yaşayan danışanlarım oluyor. Çok sıklıkla “biz hiç kavga etmezdik, etrafımızda örnek çift olarak bilinirdik”, dediklerini duyuyorum. O yüzden ilişkilerinin geldiği kopma noktasına bir türlü inanamıyorlar. Hatta yaşanan hayalkırıklığı ve depresyon, çatışarak ve kavgalar ederek ayrılma noktasına gelen çiftlere kıyasla daha yüksek oluyor.

İster arkadaş, akraba, ister evlilik ilişkisi olsun, tüm ilişkiler için görünmez tuzak hiç tartışmamak. Çünkü eğer bir ilişkide hiç tartışma yaşanmıyorsa, o ilişkide özgürlükten bahsetmek zordur. Bu ilişkide bir taraf, diğer tarafı memnun etmek adına kendi fikirlerine sahip çıkmamayı seçiyordur. Zamanla, yani ilişki ilerledikçe bu durum öyle kronik bir hal alır ki kendi fikirlerini sunmamayı seçen taraf, içsesini, düşüncelerini, duygularını duyamaz hale gelir. O zaman da içinde yaşanılan durum bir ilişki olmaktan çıkıp, tek kişinin yazdığı, yönettiği ve oynadığı bir oyuna dönüşür. Sonuç her iki tarafın yalnızlığı ve hayalkırıklığıdır. İlişki kendini düzeltmek ister. Yenilenmeye, yeniden tanımlanmaya ihtiyacı vardır. Kriz bu ilişkinin yaşadığı şanstır. Çünkü kriz sayesinde ilişkinin neden hastalandığı, neresinde bir problem olduğunu teşhis etme şansı yakalanmıştır. Tabi ki eğer taraflar bunu bir şans olarak görebilirlerse…Çünkü çatışmanın yasak olduğu ilişkilerde, bir kriz ortamının varlığı, duygu ve düşüncelerin açık kalplilikle ele alınmasını gerektirdiğinden, fazla yoğun gelebilir taraflara. O yüzden krizle uğraşmaktansa, kopmayı ve bırakmayı tercih edebilirler. Halbuki o krizdir ilişkiyi bir sonraki seviyeye taşıyacak olan; içinde bir büyüme potansiyeli barındıran. Ama her ilişki atlatamaz bu krizi. Potansiyel elden kaçıp gider…taraflar ayrı yollara düşer.

Çatışmaların rahat yaşanabildiği ilişkilerde ise devamlılığı sağlayan kriter çatışmanın yaşanış şekli ve sonrasıdır. Çatışabilmek özgürlüğün ve iletişimin olduğu anlamına gelir. Tarafların kendilerine ait fikirleri vardır ve bu fikirleri çekinmeden söyleyebilecekleri inancına sahiptirler. Bazen uzlaşma hemen sağlanamayabilir. Günün sonunda önemli olan uzlaşmanın sağlanıp sağlanmadığı olmayabilir zaten. “Ben bugün bu düşüncelerimle ve bu duygularımla ve toleransımın bu sınırı ile buradayım” demiştir kişi. Kendini ve kendi sınırlarını tanımlamıştır. Kendine sahip çıkarken, ilişkisine de sahip çıkmıştır böylece. Bu çatışmada yalnız hissetmez taraflar. Belki ayrı görüşlerde olduklarını hissedebilirler ama platformları aynıdır. Birlikte oldukları bir mesele üzerinde ayrı fikirdedirler.

Canlı ilişkilerdir bunlar. Birçok dönemeç alırlar bu yaşamda…Her dönemeçte daha büyüdüklerini ve daha da bağlandıklarını hissederler. Yeter ki her iki taraf da sevgisini ve saygısını elden bırakmadan, kendi içtenliğine ve bireysel sınırlarına sahip çıkabilsin.

 

Gonca Şensözen

Klinik Psikolog

 

 


İlişkiler konusunda uzman psikologlarımızdan randevu alın

TELE Terapi RandevusuWEB Terapi Randevusu

ERMANLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir