KARDEŞ REKABETİ – Kardeşlerden biri çok daha başarılı ise

KARDEŞ REKABETİ – Kardeşlerden biri çok daha başarılı ise:

 

Başarılı kardeş bunalımı

 

“Rekabet” daha çok büyüklerin dünyasına ait bir kelime gibi görünse de, hepimiz rekabet etmeyi çok küçük yaşlardan itibaren kendi aile ortamımızda öğreniriz. Doğduğundan beri evin gözbebeği olan ilk çocuk, eve yeni doğan kardeşin gelmesi ile birlikte anne babasının kendisine ayırdığı zamanın azaldığını fark eder. Normalde uyumlu bir çocuk iken, kardeşi geldikten sonra, mızmızlanmaya, saldırgan davranmaya, durduk yerde ağlamaya ya da içe kapanmaya başlayabilir. Tuvalet alışkanlığı kazanmış olduğu halde, henüz bebek olan kardeşi gibi altını ıslatabilir ya da biberonu kullanmak isteyebilir. Tüm bunlar yeni gelen kardeşe olan kıskançlık duyguları ile ilgilidir ve bu hepimizin çok yakından bildiği bir hikayedir.

 

Bir kardeşin diğerini kıskanması kardeşler arasındaki rekabetin temelini oluşturur. Kardeşler arası rekabetin olması, kardeşlerin bir ödül için birbirleri ile yarışmaları anlamına gelmektedir. Buradaki ödül, anne babadan alınan sevgi, ilgi, zaman ve onaydır. Çocuklar anne babalarının hayatındaki tek ve en önemli insan olmak için uğraşırlar. Bu uğraş sırasında diğer kardeşe kıskançlık ve de öfke gibi duygular hissetmeleri normaldir. Aslında kardeşler arası rekabetin çocuğun gelişimi açısından olumlu yönleri de vardır. Dış dünyada (akademik hayatta, iş hayatında, karşı cinsle ilişkilerde) tekrar tekrar yaşamaları muhtemel olan öfke, kıskançlık, rekabet gibi duyguları, aile ortamı gibi daha tanıdık ve güvenli bir ortamda öğrenme fırsatları olur. Bu duygulara yabancı olmamak, bunlarla daha iyi baş etmeyi sağlayabilir. Elbette, küçük bir çocuğun böyle şiddetli duygular ile tek başına başa çıkması mümkün değildir. Bu durumlarda, anne babanın rekabet içinde olan çocuklarına nasıl yaklaştıkları, bilerek ya da bilmeyerek nasıl mesajlar verdikleri önem taşımaktadır. Dolayısı ile, çocuğun, kardeşi ile rekabetinden nasıl etkileneceği, anne babanın tavrı ile doğrudan ilişkilidir ve bu tavır çocuğun gelecekteki ilişkilerine de yansır.

 

Bazı durumlar kardeşler arası kıskançlıkları çok daha şiddetli hale getirebilir. Örneğin iki erkek çocuktan sonra doğan kız çocuğun ilgi görme düzeyi hem en küçük olması hem de farklı cinsiyette olması yüzünden daha yüksek olabilir. Bu durum kardeşler arası rekabeti körükleyebilir. Aynı şekilde “başarılı” olan kardeş ile “daha az başarılı ya da başarısız” kardeş arasında da kıskançlık olması muhtemeldir. Bu durum özellikle başarılı kardeş evden daha çok onay, ilgi ve sevgi alıyorsa geçerli olacaktır. Eğer anne baba belli bir kardeşi “akıllı olan” ya da “çalışkan olan” olarak etiketlerse, kendini dezavantajlı hisseden kardeş, akıllı ya da çalışkan olarak etiketlenen kardeşi kıskanacak ve ona acımasız davranacaktır. Bunun karşısında akıllı olarak belirlenen kardeşin de diğer kardeşi yönlendirmeye çalışması muhtemeldir. Bu tip etiketlemeler kardeşler arası rekabeti kötü etkileyen durumlardır. Aile içinde “başarısız” olarak etiketlenmiş kardeşin kendine güveni daha az olacak ve her ortamda kendisinden başarısızlık bekleyecektir. Böyle bir etiketi farkında olduğu için anne babasına ne kadar başarısız olduğunu ispat etmeye ve onların kanılarını doğrular şekilde davranmaya çalışma ihtimali vardır. O yüzden başarısızlığını yineleyecek ve üzerine başarısızlık kıyafetini iyice giyecektir. Ev içinde başarılı olan kardeş onay ve ilgi görüyorken başarısız kardeş bundan mahrum bırakılıyorsa, onay alabileceği farklı ortamların arayışına girecektir. Bu durum özellikle ergenlik çağında tehlikelere yol açabilir. Ergenlik dönemindeki bağımsızlaşma süreci ile birlikte anne babanın çocukları üzerindeki gözetimi daha azalabilir ve kendini ispat döneminde olan ergen, onu “başarılı” kabul edebilecek daha marjinal topluluklara ait olma çabası içine girebilir, kendine zarar verebilecek arkadaşlar ya da alışkanlıklar edinebilir.

“Başarılı” olarak etiketlenen kardeş her ne kadar avantajlı gibi görünse de aslında o da bu etiketlenmeden zarar görebilir. Anne baba problemli olmanın başarısız çocuğa ait olduğunu düşünerek, başarılı çocuğu problemsiz sayabilir ve onun yaşadığı problemleri gözardı edebilir. Ayrıca başarılı çocuk kendinden beklenenin mükemmellik olduğunu hissederse her zaman mükemmel olma kaygısı taşıyabilir ve en ufak bir başarısızlıkta kendine olan güveni sarsılabilir. Bunun yanında anne babasının her zaman ondan başarı beklediğini, onay ve sevgi almasının başarılı olma koşuluna bağlı olduğunu düşünerek, “sadece başarılı olduğu zamanlarda sevilebileceği” inancını geliştirir ve bunu aile dışı ortamlara da genelleyebilir. Dolayısı ile kendi olduğu için değil, başarılı olduğu için sevildiğini sanır. Bu anlamda kendine güven duygusu eksik olarak büyür.

 

Görüldüğü gibi önemli olan, bir kardeşin diğerinden başarılı olup olmadığı değil, anne babanın bu farka nasıl yaklaştığıdır. Kardeşler arası rekabeti olumsuz etkileyen diğer anne-baba davranışları ise şunlardır:

  • Çocuklardan birini gözbebeği olarak belirlememiz, bize en çok benzeyenin o olduğunu düşünmemiz ve bunu herkese belli etmemiz.
  • Çocuklarımız kavga ettiklerinde yargıç gibi davranarak, haklı haksız konusunda karar vermemiz. Bunun yerine çocuklarımızın kendi sorunlarını kendilerinin halletmesine yardımcı olmalıyız.
  • Çocuklarımızı birbiriyle karşılaştırmamız. Kimi zaman çocuklarımızdan birinin örnek alınacak davranışlarına parmak basarak diğer kardeşi özendirmeye çalışırız. Bu durum kıskançlığı körüklemekten başka işe yaramaz. Ayrıca karşılaştırmalar çocuğun benlik saygısını zedeler.
  • Çocuklarımızın kardeşleri ile uyumları konusunda kusursuzluğu yakalamalarını bekleriz. Oysa bu beklenti gerçekçi değildir.
  • Bazı aileler, birlikteliği değil de rekabeti ön plana çıkarırlar. İşyerinde bile fazla rekabet olması, yüksek dereceli kaygılara, kimi zaman mide / baş ağrısı gibi fiziksel problemlere de zemin hazırlayabilir. Böyle bir ortamı evde yaratmamak için dikkatli olmak gerekir.
  • Kimi zaman da çocuklarımızın bizim istediğimiz kusursuz rollere bürünmelerini isteriz. Bir çocuğumuzda gerçekleştiremediğimizi diğerinde gerçekleştirmeye çalışırız ve o çocuğu ön planda tutarız.

 

Kardeşler arası kıskançlığı yapıcı hale dönüştürmenin anahtarı “her çocuğun kendine ait özellikleri ile yeterli ve güzel olduğunu” görebilmektir. Bu dünyadaki herkesin kendine ait, bir başkasında olmayan özellikleri vardır. Buna o kişinin “otantikliği” diyebiliriz. Otantikliğimiz, aynı parmak izimiz gibi, sadece bize ait olandır. Yani sadece bizde olan, başka hiç kimsede bulunmayan özelliklerimizin toplamıdır.  

 

Anne babalar çocuklarının eşit olduğunu düşünmeye zorlarlar kendilerini.  Çocukların eşit olduğunu düşünmektense, onların kendilerine özgü özelliklere sahip olduğunu düşünmek ve bu özelliklerin neler olduğunu farkına varıp, bunları takdir etmek önemlidir. Çocuğunuzun insanlara nasıl davrandığı, çocuğunuzun nasıl öğrendiği, çocuğunuzu nelerin heyecanlandırdığı ve ilgilendirdiği ve çocuğunuzun ne çeşit bir disipline ihtiyaç duyduğu hakkında bilgiye sahip olmak, çocuğunuzu kendine özgü özellikleri ile tanımaya başlamanıza yardımcı olacaktır.

 

Gonca  Şensözen

Klinik Psikolog


ERMANLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir